Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat / Stefan Zweig Kitap Yorumum

Zweig okursun ama kitaplığını hala Şirinler oyuncakları süsler :')
BİR KADININ YAŞAMINDAN YİRMİ DÖRT SAAT
Özgün Adı: Vierundzwanzig Stunden Aus Dem Leben Einer Frau
Yazar: Stefan Zweig
Yayınevi: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları 
Goodreads Puanı: 4.0
Sayfa Sayısı: 71
***
Herkese yeniden merhaba! Yeni bir Zweig kitabıyla karşınızdayım. Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu'nda olduğu gibi, kitabın son sayfasını da bitirip hemen blog yazmak üzere bilgisayarımın başındayım. Bir Kadının Yaşamından 24 Saat'i bitireli hemen hemen on dakika falan olmuştur. Yine ince bir kitap, aslında tek oturuşta bitirebileceğim bir kitaptı ama kitabı biraz merak ederek okumak istedim açıkçası. Hafta başından beri (kitabı çarşamba günü bitirdim) her gün yaklaşık 10-15 sayfa okudum, bugün artık yeter diyerek kalan sayfaları da okuyarak kitabı bitirdim.
Kitapta -yine adı her şeyi anlatıyor aslında- bir kadının hayatının yirmi dört saatine konuk oluyoruz. Mrs. C, kitabın ana karakteri diyebileceğimiz, ilk beş altı sayfayı onun ağzından okuduğumuz karaktere anlatıyor bu yirmi dört saati. Tamamen dürüst olduğunu konuşmasının birçok yerinde vurguluyor ve bu hikayeyi ilk kez biriyle paylaştığını da söylüyor. Mrs. C'nin öyküsü beni deriden etkiledi. 
Mrs. C hikayesine başlamadan hemen önce ne tarz bir şey yaşadığını az çok tahmin etsem de hikayesinin sonları beni fazlasıyla şaşırttı. Zweig'in muhteşem anlatımı sayesinde Mrs. C'nin hissettiği her şeyi bütün hücrelerime kadar hissettim. 
Kitapları karşılaştırmayı hiç sevmiyorum ama okuduğum ilk Zweig kitabı olduğundan dolayı ve ikisi de bana bir kadının hayatını sunduğu için ister istemez kitapları kafamda karşılaştırdım. Bu karşılaştırmayı buraya aktarmazsam haksızlık etmiş olurdum. Söylemek istediğim şeye gelirsek, üzülerek söylemeliyim ki Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu'nda olduğu gibi bu kitap bütün hayatımı sarsmadı. Peki kitabı beğenmedim mi? Asla! Kitabı çok sevdim! Ama işte beni biraz daha sarsaydı unutamayacağım kitaplar arasına girebilirdi. Ama şimdi yine favorim olsa da bazı kitapların altında kalacak. 
Kitapla ilgili söylemek istediğim en önemli şey ve benim kitabı beğenmemi sağlayan en büyük etken şu oldu: Mrs. C'nin hikayesini anlatırken betimle yapması. Tam olarak bu şekilde ifade etmemeliydim belki ama eğer kitabı okuduysanız dediğimi anlayacağınızı umuyorum. Gördüğü şeyleri anlatırken ya da o gizemli adamdan bahsederken betimle yapmak için birden fazla şey kullanması, aynı şeyi farklı ve çok etkileyici şekilde anlatmasından bahsediyorum. 
Sonuç olarak Zweig beni yeniden kendisine hayran bıraktı. Sırada Amok Koşucusu var. Yazıyı bitirir bitirmez ona başlayacağım. Sanırım elimdeki en ince Zweig kitabı Amok Koşucusu. Umarım okuduğum diğer iki kitap gibi bunu da çok beğenirim.
Biliyorum çok uzun bir yazı olmadı ama eğer uzatmaya çalışırsam çok fazla kendini tekrar ederdi. Alt kısıma birkaç tane alıntı bırakıyorum. Yorumlarda benimle okuyup beğendiğiniz Zweig kitaplarını paylaşırsanız çok sevinirim. Amok Koşucusu dışında okumadığım bir tek Satranç var şu an. Hangilerini alacağımı çok bilmiyorum şu an, yani önerilere açığım :)
Başka bir yazıda görüşmek üzere!
Puanım: 4/5!
***
"Duyumlarını uyaracak ölçüde yakınlarında gerçekleşmeyen bir olaya ilgi göstermek pek içlerinden gelmez; ama aynı şey gözlerinin önünde, doğrudan duygularına dokunma mesafesinde gerçekleşirse, bu olay önemsiz bile olsa, hemen aşırı bir duyarlılık gösterirler."
***
"(...) ama hiçbir şey, yeryüzünde hiçbir şey çaresizliği, kendinden ümidi kesmişliği, daha hayattayken ölmüş olmayı bu hareketsizlik, şakır şakır yağan yağmurun altında bu durgun ve duygusuz duruş, ayağa kalkamayacak kadar korunacak bir dam altı bulmak için birkaç adım atamayacak kadar yorgun olmak, kendi varlığına karşı bu olağandışı ilgisizlik kadar sarsıcı bir şekilde ifade edemezdi. Hiçbir heykeltıraş, hiçbir şair, ne Michelangelo ne de Dante, son ümitsizliğin jestlerini, kendin sağanak halinde yağan yağmura teslim etmiş, kendini korumak için parmağını bile oynatmayacak kadar kayıtsız ve yorgun olan bu yaşayan insan kadar güzel hissetmemi sağlayamazdı."
***
"Bütün acılar korkaktır, yaşama karşı duyulan aşırı arzu karşısında acı geriler; çünkü yaşama arzusu, düşüncelerimizde var olan ölüm arzusunda çok daha güçlü şekilde bedenimizin her zerresinde mevcuttur."
***

Yorumlar

  1. Çok merak ettiğim bir kitap. Ben de bugün Stefan Zweig'in hayatını yazdım. beklerim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. En kısa zamanda okumalısın bence. Mutlaka göz atacağım :) Yorum için teşekkür ederiim

      Sil
  2. Ben de Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu'nu, bu kitaba göre daha çok beğenmiştim.

    Amok Koşucusu'nu geçen ay okudum. O da çok güzeldi. Okuduklarım arasında Satranç, Yakıcı Sır ve Korku'yu çok beğenmiştim. onlara öncelik verebilirsin. Şimdi elimde Mürebbiye, Gömülü Şamdan ve Karmaşık Duygular var. Zweig'in bütün kitaplarını okuyana kadar durmayacağım :-)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Amok Koşucusu'na başladım ama sanırım üst üste okuduğum için biraz fazla geldi. Araya başka bir kitap koyup öyle okuyacağım.
      Satranç ve Korku'yu çok merak ediyorum, kısa süre içerisinde mutlaka okuyacağım ikisini de. Öneriler için çok teşekkür ederim 😊

      Sil
  3. çok güzel bir kitap okumanızı tavsiye ederim.
    http://www.dr.com.tr/Kitap/Bebek-Ruhlum/Edebiyat/Roman/Romantik/urunno=0001711183001

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öneri için çok teşekkür ederim, mutlaka göz atacağım.

      Sil

Yorum Gönder

Popüler Yayınlar